Ana sayfa Editörden Mahçupyan: Düşünün ki tek bir kişiyi tüm korkuları ve hayalleri ile devletin...

Mahçupyan: Düşünün ki tek bir kişiyi tüm korkuları ve hayalleri ile devletin başına getiriyoruz

PAYLAŞ

16 Nisan referandumu sonrası geçilen Cumhurbaşkanlığı sisteminin siyasete çok farklı bir boyut getirdiğini söyleyen Karar yazarı Etyen Mahçupyan, bir kişinin tüm korkuları ve hayalleriyle devletin başına geçirildiğini hatırlatarak, “Cumhurbaşkanlığı sistemi ya Fransa gibi bize nazaran demokratik kültürü çok daha derinleşmiş toplumlara, ya da ABD gibi kurumsal yapısı çok daha köklü ve sağlam olan demokratik zeminlere muhtaç. Bizde bu ikisi de yok” yorumunu yaptı.

Mahçupyan’ın yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik ama bunun nasıl bir siyasi ortamı ifade ettiği konusunda fazla kafa yoramadık. Meclis çoğunluğuna da hakim olan bir cumhurbaşkanının her istediğini yapabileceğini öngörüyor, denetimsizliğin yozlaştırıcı bir etkisi olabileceğinden kuşkulanıyoruz. Bugünün dünyasında Türkiye ölçeğinde ve karmaşıklığında bir ülkenin tek merkezli bir sistemle yönetilemeyeceğinin, buradan doğru kararlar çıkmama ihtimalinin daha fazla olduğunu da görüyoruz.

Ancak bütün bu kaygılar henüz teknik düzlemde ifadesini buluyor. Oysa cumhurbaşkanlığı sistemi siyasete çok farklı bir boyut da getirmekte… Düşünün ki tek bir kişiyi tüm korkuları, hayalleri ve arayışları ile birlikte devletin başına getiriyoruz. Bu kişinin ideolojisi, anlam dünyası ve zihniyeti bir anda ülkenin gidişatı açısından hayati bir unsura dönüşüyor. Eğer cumhurbaşkanlığı adaylarını bütün bu yönleriyle tanıyabilirsek pek de sorun yok… Ama zaten cemaatçi bir toplumsanız, adayların karşılıklı ithamlarıyla ilerleyen düzeysiz bir siyasi kültürünüz varsa ve medyanız da tetikçi kıvamındaysa, gerçek bir tartışma yapılması mümkün olmuyor. Böylece siyaset karşılıklı gizli nefrete dayanan bir kimlik çekişmesi olarak yaşanıyor.

Parlamenter sistemde bu daha taşınabilir bir durum, çünkü ne de olsa Meclis’in etkisi daha fazla. Oysa cumhurbaşkanlığı sisteminde söz konusu bilgisizlik hayati öneme sahip. Kimliği nedeniyle tercih edilen bir adayın öznel algı ve değerlendirmesi bir anda ‘devlet bakışı’ olarak tecelli ediyor. Sorun şu ki biz o kişiyi seçerken bu algı ve değerlendirmeleri tartışıp seçmiş değiliz… Bu nedenle cumhurbaşkanlığı sistemi ya Fransa gibi bize nazaran demokratik kültürü çok daha derinleşmiş toplumlara, ya da ABD gibi kurumsal yapısı çok daha köklü ve sağlam olan demokratik zeminlere muhtaç. Bizde bu ikisi de yok… O nedenle de cumhurbaşkanı olan kişinin yetenekleri, refleksleri ve tercihleri yanında anlam dünyası bizatihi siyasi bir unsura dönüşebiliyor.

Yazının tamamı için….