Ana sayfa Gündem Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Hangi kozlar var elindeki böyle bir mektubu yuttular

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Hangi kozlar var elindeki böyle bir mektubu yuttular

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ABD Başkanı Donald Trump'ın mektubuna karşı neden sessiz kaldığını sordu. Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a seslenerek, "Hangi kozlar var elindeki böyle bir mektubu yuttular, hazmettiler. Adamda mide olur. Nasıl kaldırdınız?" dedi.

PAYLAŞ

Geçtiğimiz hafta AKP grup toplantısında ‘Gündoğdu Marşı’ söylenmişti, bu hafta da Kılıçdaroğlu kürsüye Gündoğdu Marşı eşliğinde çıktı

“Nerede bir sorun varsa ben ve arkadaşlarım yanınızdayız. Sizin derdiniz bizim derdimiz” diyen Kılıçdaroğlu, S”iyaset, var olan sorunlara çözüm üretmektir. Bu bizim görevimiz, bunun için siyaseti yapıyoruz. Birileri köşeyi dönmek için siyaset yapıyor biz halka hizmet etmek için yapıyoruz” dedi.

Ankara’ya yürüyen Somalı madencileri grup toplantısı gündemine taşıyan Kılıçdaroğlu, “Soma’da madenciler yerin binlerce metre altında hayatını kaybetti. O dönem bütün Türkiye kucaklaştı. Toplumun her kesiminden yardım yapıldı ama bir kısmı bir süre sonra unutuldu. Facianın üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen madenciler hâlâ haklarını arıyor ve Ankara’ya yürüyorlar. Bizim işçilerin hakkına sahip çıkmamız lazım. Madencilerden biri ‘Kimseden sadaka istemiyoruz, defalarca söz verdiler. Söz değil, hakkımızı istiyoruz’ diyor. Somalı kardeşlerimizin hakkını ve hukukunu sonuna kadar savunacağız” diye konuştu.

“15 Temmuz şehitleri için toplanan paraları ne yaptınız?”

Kılıçdaroğlu, “Şehitlerimiz geliyor. Hangi görüşten, inançtan olursak olalım bir şehit haberi geldiğinde vicdanımızı dinliyoruz. Şehitler hepimizin ortak acılarıdır. Şehitlerimizin hakkını her zaman savundum. 15 Temmuz sonra kampanyalar düzenlendi, dernekler kuruldu. Toplanan paralar nereye gitti? Cevap yok. ‘Bu soruyu sorma’ diyorlar, hangi gerekçeyle sormayacağım? Para yiyenlere mi arka çıkacağım, nereye harcadınız bu paraları?” ifadesini kullandı.

Tank Palet Fabrikası satışını değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Tank Palet Fabrikası’nın ihalesini hangi gazetede ilan ettiniz? BMC firmasının yüzde 49’u Katarlılara ait, bedava veriyorsunuz. Hangi gerekçeyle cevap vermiyorlar. Ordumuz destanlar yazıyor, Tank Palet Fabrikası Katarlıların elinde. Ben bunu sormak zorundayım” dedi.

“Adaleti mumla arıyoruz”

Kılıçdaroğlu, “Adalet reformunun birinci bölümü geçen hafta Meclis’te kabul edildi. Devletin dini adalettir. Adalet üzerine insanoğlu düşüncelerini ifade eder. Canlı olan her şeyin hakkı ve hukuku vardır. Onu koruyacak olan da bizler, insanlardır. Düzenlemeyle adalet geldi diye bir şey yok. Adaleti mumla arıyoruz. Adalet bu ülkeye gelene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Hâlâ şafak baskını yapılıyor, telefon edersin gelir. Bunun adı işkencedir, adalet böyle bir şey değildir. Savcı, tabii ki soruşturma açabilir. Gelmiyorsan tabii ki gerekeni yap” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Demokrasi için Birlik Platformu ve Hrant Dink Vakfı’nın yapmak istediği paneller, ‘Toplantı yapamazsınız’ denerek iptal ediliyor. Demokrasi, demokrasi diyoruz ama düşünce açıklamak da suç oldu. Hangi adalet reformundan bahsediyoruz? Hâkim, Saray’dan talimat alıyorsa burada adalet yoktur. Talimatla karar veriyorsan o ülkeye adalet gelmez.

“Siyasi akrabaya göre adalet dağıtıyorlar”

Cumhurbaşkanı tarafsız mı, hayır. 26 bin kişiye Cumhurbaşkanına hakaretten dava açıldı. Madem öyle o zaman tarafsız kalsın. Tarafsız davranacaksan başımın üzerinde yerin var. Bir partinin başkanıysa eleştirilirsin, ben de eleştiriliyorum. KHK ile 125 bin 687 kişi devletten ihraç edildi. Arkasında da FETÖ borsası kuruldu. İyi mevkilerde damadı, kayınpederi olanlar dışarıya; garibanlar içeride kalabilir. Paran varsa kimse sana dokunmaz. Siyasi akrabaya göre adalet dağıtıyorlar. Eren Erdem 480, Osman Kavala 720 gündür hapiste.

Seçilmiş belediye başkanlarının gözaltına alınmasına tepki

Saray’ın avukatlarının savundukları dışarıda. Buradan HSK’ya seslenmek isterim; Erdoğan’ın avukatları ne zamandan beri hâkim tayin etmeye başladı? Sabahın köründe evler basıldı dedim. Adaletin birinci kurallarından biri de demokrasidir, milletin iradesine saygı duymaktır. Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanları bir süre sonra yerlerine kayyım atandı. O zaman bu seçimleri neden yaptınız? Bu adaylar savcılıktan iyi hal kâğıdı aldı, YSK’da sorun çıkmadı, vatandaş çekti. Suçlularsa senin istihbarat örgütün var o zaman suçüstü yap. Kimse de sana bir şey demez. Demokrasiye aykırıdır, hangi partiden olursa olsun. Bizim çizgimiz adalet ve demokrasidir. Adalet bu kadar bozuk olduğu yerde ekonomi dikiş tutmaz. Hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Herkesin mal varlığına el koyulabilir, gözaltına alınırsınız. Aylarca bazen yıllarca hapiste kalırsınız sonra ‘Pardon sizi yanlışlıkla hapse almışız’ diyebilirler.

“İşsiz sayısı 8 milyonu aştı”

Saray sosyetesi meşhur bir sosyetedir. Sosyetenin başındaki ‘Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok’ diyor. Saraydakiler için doğrudur. Onun için iş arayacağım, KPSS’ye gireceğim ona da gerek yok. Hemen sizi özel bir yerden başlatılırsa sonra en güzel noktaya gelmişsiniz. Gariban vatandaşların çocuklarına ne olacak? Kendi çocukların için geçerli, sana destek verenler için geçerli ma fakir fukara için geçerli değil. Bunların kanundan, Anayasa’dan haberleri yok.

İşsizlik emin olun ağır bir fatura olarak 82 milyonun önünde. Saray’dakilerin keyfi yerinde. Saray sosyetesinin mutfaktaki yangından haberi var mıdır? Bu millet eti gramla alıyor. Milletin çektiği acıyı biliyor mu? Üç gençten bir işsiz. İşsiz sayısı 8 milyonu aştı. Nerede bu sosyal devlet? Sosyal devlet yok Saray devleti var. Hepimiz bunun üzerinde duracağız. Çalışanların yüzde 36’sının sigortası yok.

“Beyefendi haramın ne olduğunu bilmez”

Millet işsizlikten bunalmış, damat bakan çıkmış ‘Hane başına düşen gelir üç kat arttı’ diyor. Milletin beş kuruşa ihtiyacı var. Bir ülke üretmez ve borçla geçinirse Trump’ın tweet’lerine muhattap olur. Memleketi tefecilere teslim ettiler. Yuları kaptırdılar. Yuları kaptırırsan atın nereye gideceğine yuları tutan karar verir. Arabada sigara içme diyor, alışveriş poşetinden para alıyorsun. Şimdi de tutturmuşlar ‘Sigara haramdır’ diyor. Beyefendi haramın ne olduğunu bilmez, kul hakkı yiyen adamdan haram anlaşılmaz.

“Saray kara delik gibi para yutuyor”

Suriyeliler için 40 milyar dolar harcandı. Beyefendi ‘Gerekirse 40 milyar dolar daha harcarız’ diyor. Bu milletin çektiği nedir ya? Harca bakalım. Zaten Saray kara delik para yutuyor. Kimsenin dikkate aldığı yok. ABD’de Rus diplomata trafik cezası kesildiği zaman Rusya’da da 15 dakikaya aynı ceza kesilir. Sen ne yaparsan ben de onu yaparım diyor. Buna en güzel örneklerinden biri bizim tarihimizden. İnönü, Lozan toplantısına gider. Bakar ki kendisine küçük koltuk tahsis edilmiş, geri döner. İnönü ‘Aynı koltuktan bulduktan sonra geliriz’ der. Onur, şeref, haysiyetin korunması budur.”

“Kendi toprağından kaçan nasıl kahraman olur?”

“Suudi Arabistan’da demokrasi var mı? Suudi Arabistan ve Türkiye, Suriye’de barış için silah gönderdiler. Suriye’ye demokrasi mi geldi, hayır. Süleyman Şah Türbesi’ni kendi topraklarımızdan çıkarmak zorunda kaldılar. Bunu da büyük bir başarı olarak satıyorsun. Kendi toprağından kaçan nasıl kahraman olur?

Erdoğan, 16 Ekim’de gazetecilerin ‘ABD heyeti ile görüşecek misiniz?’ sorusuna ‘Ben dimdik ayaktayım, ben görüşmeyeceğim, Trump geldiği zaman görüşeceğim” yanıtını veriyor. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Erdoğan adına görüşeceğine dair açıklama yapıyor. Niye kardeşim? Baştan söylediğin doğru mu doğru. Pence senin mevkidaşın mı? Cumhurbaşkanlığı forsunun önünde ABD Başkan Yardımcısı ile eşit konuma oturdukları fotoğraf beni rahatsız etti. Mütekabiliyet dediğimiz bir kural vardır. Oturması gereken yer Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın karşısı. Erdoğan onu yanına oturtuyor çünkü ezik.

“Çıkıp aslan kesilmesini beklerdik”

‘Ben Trump’la görüşürüm’ dedi, heyetle görüştü. Sürekli terör örgütü diye tanımladıkları PYD’ye bütün görüşmeler aktarıldı.’Senin, çocuklarının, ailenin mal varlığını araştıracağız’ diye sopa gösterildi. Çıkıp aslan kesilmesini beklerdik. ‘Araştırmazsan namertsin. Ben hesap vereceksem Türk milletine hesap veririm’ diyeceksin ama demedi.

“Bu mektubu nasıl hazmettiniz, ABD’nin elinde nasıl kozlar var?”
Trump, mektubunu aşağılayan bir dilde kaleme almış. Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinde bizi bu kadar aşağılayan bir mektup daha gelmedi. İnönü’nün Johnsan’a yanıtını hatırlıyorsunuz. Bu mektubu nasıl hazmettiler. ABD’nin elinde nasıl kozlar var?

Trump, Erdoğan’a ‘Sorunlarını çözmek için çok uğraştım’ diyor. Hangi sorunları çözmek için uğraştı? Kimse bu mektubu içine sindiremiyor. Erdoğan, mektubu inkâr edemiyor, unutulacak gibi değil. ‘Bizim karşılık sevgi ve saygı bunu sürekli gündemde tutmaya müsaade etmiyor’ diyor Erdoğan. Hangi sevgi saygı? Yanıtın, vakti ve saati ne zaman gelecek bekliyoruz. O mektup bütün devletlerin arşivine girdi.

Mike Pence, Saray’daki görüşmeden sonra, ‘Bugün ateşkes olmasaydı yaptırımlar gelecek’ diyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir teslimiyet olmamıştır. Kıbrıs’taki dik duruşa bakın. Zarrab için iki nota verdiler. Hani bu bakanlara ayakkabı kutusunda rüşvet veren. Türk milletinin şerefinden ve haysiyetinden bahsediyoruz. Ülkücü kardeşlerimize sesleniyorum; MHP’nin düştüğü hale bakar mısınız? Türk milletine olmadık hakaretler geliyor, sizin yöneticilerin sessiz kalıyor. Cumhuriyetçiliği, devrimciliği, milliyetçiliği biz yapıyoruz. Tepki vermesi gereken kişi ben veya vatandaş değil, Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil eden tepki vermelidir.

Cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyeti ve milleti temsil eder. Benim cumhurbaşkanım değil. Bu ülkeyi, vatanını sevenlerin cumhurbaşkanı değil. ‘Benim varlığım açık’ diyemiyorsun. Bu mektup karşısında hâlâ suskunluğunu koruyor. Şimdi kendisine 7 soru soracağım:

1- Hiçbir şekilde diplomatik teamüllere uymayan ve hakaret dolu ifadeler içeren bu mektubu ‘bu üslup kabul edilemez’ diyerek neden iade etmediniz?

2- Okuduğunuzda bu ifadeleri nasıl hazmettiniz? Neden ve hangi korku, endişe ve ruh haliyle bu mektubu kabul ettiniz?

3-Hakaretler içeren mektubu anında iade etmediğiniz gibi, kamuoyundan da gizlediniz. Neden?

4- Bu mektubu Amerikalılar kamuoyuna duyurmasaydı üstünü örtecek, sessiz mi kalacaktınız?

5- Hakaretler içeren mektubun üstünü artık örtemeyeceğinize göre, milletin onurunu nasıl kurtaracak ve bu yakışıksız üsluba Türkiye ve ABD arşivlerine girecek şekilde nasıl cevap vereceksiniz?

6- Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini korumak T.C. Cumhurbaşkanlarının anayasal görevidir. 82 milyonun huzurunda ettiğiniz yemini hatırlıyor musunuz?

7- Ettiğiniz yeminde bahsi geçen “namus ve şeref” kavramları sizin için neyi ifade etmektedir?”