Ana sayfa Editörden Ceren Sözeri: Erdoğan’ın sözlerini olduğu gibi manşet yapma zorunluluğu ikinci bir emre...

Ceren Sözeri: Erdoğan’ın sözlerini olduğu gibi manşet yapma zorunluluğu ikinci bir emre kadar kalktı

PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medya patronları ve yöneticilerine verdiği iftar yemeğinde sarfettiği, “Ne konuşuyorsam, aynı şeyi konuşmak zorunda değilsiniz” sözlerini değerlendiren Evrensel yazarı Ceren Sözeri, “Benim anladığım artık yedi-sekiz gazetenin Erdoğan’ın sözlerini olduğu gibi manşet yapma zorunluluğu ikinci bir emre kadar kalktı” yorumunu yaptı. Aynı konuşmada Erdoğan’ın habere ‘yerli ve milli’ kriteri getirdiğini söyleyen Sözeri, “Gazeteciliğin işleviyle çelişen şeyler bunlar” dedi.

Ceren Sözeri’nin yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basın özgürlüğünün “yeni sınırları”nı anlatmak üzere medya sahipleri, yöneticileri ve köşe yazarlarına vermiş olduğu iftar yemeğinden bahsetmekte yarar var. Davetli seçimi, bilhassa Doğan Grubu’nun çağrılması önemliydi, “bugün medyamızın daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcu olduğu bir muhakkaktır” ifadesi “kurallara uyma şartıyla” yeni bir sayfa açıldığının habercisi, davet edilmeyenler zaten o çoğulcu ortamın bir parçası olarak görülmüyor, bir nevi marjinalleştiriliyor. Erdoğan, “haber”in tanımını da yaptı satır aralarında:

“Yanlı, tek taraflı, hatta kasıtlı bir haber, gerçek anlamda bir haber değildir… Benim özellikle bir ricam da şudur, gerçekten sizler gerek hükümetimizle gerek şahsımla, ne konuşuyorsam, aynı şeyi konuşmak zorunda değilsiniz ama bir şeyi özellikle rica ediyorum. O da şudur: Yerli ve milli olarak ülkemizin ve milletimizin menfaatinin olduğu yerde bana göre diğerleri teferruattır. Buna dikkat etmemiz lazım… Manşetini, kalemini, gazete sayfalarını, terör örgütünün emrine verenlerle, eline silah alıp dağa çıkan arasında bana göre hiçbir fark yoktur.”

Benim anladığım artık yedi-sekiz gazetenin Erdoğan’ın sözlerini olduğu gibi manşet yapma zorunluluğu ikinci bir emre kadar kalktı, bu sevindirici. Lakin habere, kimin belirleyeceği (aslında bunun da Erdoğan tarafından belirleneceği belli) belli olmayan “yerli ve milli olmak”, “milli menfaate uygun olmak” gibi kriterler getirildi. Gazeteciliğin işleviyle çelişen şeyler bunlar. Kennedy’nin 1961’de Domuzlar Körfezi Çıkarması’nın istihbaratını alan gazetecileri bunu yazmanın “ulusal çıkarlara zarar vereceği” gerekçesiyle korkutup, yazılmamasını sağlayıp, ardından The Times Yayın Yönetmeni Turner Catfedge’e, “Keşke operasyon hakkında daha fazla yazsaydınız, belki de bizi bu muazzam hatadan kurtarırdınız” deyişini hatırlamak bile bu çelişkiyi anlamaya yeterli (kaynak, L.DoğanTılıç, Birgün, 03.12.2015).

Yazının tamamı için…