Ana sayfa Editörden Ahmet Taşgetiren: İnsanlar mağdur oluyorsa, bunun bir siyasi bedeli olur

Ahmet Taşgetiren: İnsanlar mağdur oluyorsa, bunun bir siyasi bedeli olur

PAYLAŞ

15 Temmuz sonrası yürütülen tutuklama ve ihraçlara değinen Star gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, yaşanan mağduriyetlere ve iktidarın bu mağduriyetlerdeki rolüne dikkat çekti.

Taşgetiren, “Devlet birimlerinin “FETÖ’cü diye suçlanma” kaygısıyla, adaletin kılıcını yanlış kullanmasının önü kesilmelidir. Devlet öfke ile hareket etmeyi bırakmalıdır. Ceza uygulamasını bile kinle yapmamak esastır” diye yazdı.

Taşgetiren’in yazısı şu şekilde:

Biliyorum ki, bir çok davanın kaynağı “ihbarlar.” Ah bu ihbar belası! Bir kısmı, etkin pişmanlık numarası. Adam kendisini kurtarmak için beş isim vermiş. O yırtmış, beş ismin kapısına sabah polis dayanmış. Gelsin tutuklama.

Görüyorum, devlet şu anda “FETÖ ile mücadelenin yargı ayağı”nı başarı ile yapmakla, mağduriyetlere yol açmamak arasında bir yerde sıkışmış bulunuyor. Sıkışma bir yandan sırf adalet hassasiyetinin sonucu, diğer yandan mağduriyetlerin yol açacağı siyasi sonuçları dikkate almanın.

Suçluluğu ayan – beyan olan birisine karşı tavır almak kolay. Ama iş sadece darbe süreci ile sınırlı olmayıp, bir yanı “Cemaat” olan bir toplumsal vakıa ile bağlantılı olunca ve o yapının her ailede uzantısı bulununca, mağduriyet dalga dalga toplumu sarsıyor.

“Adalet”i şiar olarak benimseyen bir siyasi yapı, adalet noktasından sorguya çekiliyor.

Daha ötesi, bu siyasi kadro, “Vicdan” gibi, “Zulme kapı aralamamak” gibi “Ahiret sorumluluğu” gibi bir değerler dünyası içinden geliyor.

Bir yerde de attığınız her yanlış adım, verilen her yanlış karar, kendi tabanınızı tırpanlıyor.

Hatırlıyorum, ilk KHK ile 50 bin civarında insanın görevine son verildiğinde ben, “Bunların her birinin FETÖ’cü olduğuna Tayyip bey kefil midir?” diye yazmış, “Oysa bütün bu ihraçlar onun kefaleti ile gerçekleşiyor” demiştim.

Savcı tutukluyor, rektör ihraç listesi hazırlıyor, vali, emniyet müdürü, HSK vs… listeler, listeler… Tabii ki Hükümetin bunları tek tek incelemesi mümkün değil. Birilerine güvenecek, ama ya o güvendiği kişi başka hesabın içinde ise… Mesela Perincek’in, falanca siyasi eğilimin adamı, hatta gerçekten FETÖ’cü olup, mağduriyeti çoğaltarak tepkiyi büyütme hesabında iseler…

İnsanlar mağdur oluyorsa, -ki oluyor- herkes emin olsun ki, bunun bir siyasi bedeli olur.

Bu bedelin en ağırı da, öyle seçimlerde oy kaybı değildir, siyasi iktidarın adalet duyarlılğına yönelik kuşkudur. İktidar kadrolarının “dindar hüviyeti” dikkate alındığında, böyle bir iktidarın adalet konusunda sorunlu hale gelmesinin açtığı yara, herkesi yıpratır. Nasıl ki darbe girişimi içine girmiş bir “Cemaat”in bütün cemaatlere bedel ödetmesi gibi.

Devlet birimlerinin “FETÖ’cü diye suçlanma” kaygısıyla, adaletin kılıcını yanlış kullanmasının önü kesilmelidir. Devlet öfke ile hareket etmeyi bırakmalıdır. Ceza uygulamasını bile kinle yapmamak esastır.

Bir de, darbeye katılan hainlerin yargı sürecindeki çarpık görüntüleri, başka alanlarda “öfke tavrı”na gerekçe yapılmamalıdır.

Haksız infazların yarası on yıllarca kapanmıyor.